Türkiye’nin yeşil cenneti, hırçın denizi ve yağmuru ile eşsiz bir yeri olan Karadeniz Bazen sizi güneşe hasret bıraksa da yeşile hasret insanların mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yer. Uzungöl’ü, Ayder’i ve daha nice güzelliği ile gelen turistleri kendine aşık eden Türkiye’nin kuzeydeki incisi.

 

Karadeniz’i gezmek istiyorsanız istediğiniz yerden başlayabilirsiniz. Batısından doğusuna her yeri ayrı bir güzelliğe sahip.

Ancak kafanızda net bir fikir yoksa sizin için ufak bir listemiz var.

 

karadeniz-gezi-rehberi

  • Karadeniz gezmeye başlarken bize göre batısından başlamanız daha iyi olur. Zira doğuya gittikçe bolca yağmur ve soğuk hava göreceksiniz.
  • Doğuya gidene kadar sıcağın keyfini çıkarın. Doğu Karadeniz’i gezerken Büyük Mücadele’nin başladığı güzel Samsun ile başlayabilirsiniz. Samsun’da sıcak havanın yanında hoş bir esinti ile Bandırma vapurunu ziyaret edebilirsiniz.
  • Bandırma vapurunu gezdikten sonra Samsun’un simgesi olan ve her detayı ile ihtişamını gösteren Onut Anıtı’nı mutlaka görmelisiniz.
  • Her ne kadar harika olsa da bu ihtişamı sağlamak için bazı fedakarlıklar yapılmış. Heykelin dengesini sağlamak için kuyruğunun zemine kaynatılması gerekmiş.
  • Bu güzel heykelden sonra Samsun’un tarihi hakkında az da olsa bilgi edinmenizi sağlayacak Amisos mezarları da diğer bir duraktır.
  • Amisos’tan sonra diğer bir tarihi mekan olan Amazon Adası’nı da mutlaka görmelisiniz. Samsun’da yaşadığı düşünülen Amazon kadınlarının figürlerinin bulunduğu bu bölgede bir de Amazon heykeli bulunmakta.

 

karadeniz-gezi

 

  • Samsun’dan çıkınca rotanızı Ordu’ya çevirebilirsiniz.
  • Türküsü ile meşhurt Ordu’nun derelerini ve yaylarlarını mutlaka görmelisiniz. Çambaşı, Keyfalan, Perşembe ve Argın bunlardan bazılarıdır.
  • Yaylaların keyfini çıkardıktan sonra Boztepe’de Ordu’nun o güzel yeşil ve mavi manzarasını seyredebilir ve bolca fotoğraf çekebilirsiniz.
  • Ayrıca Ordu’nun en güzel yerlerinden birisi olan Hoynat Adası da görülecek yerlerden birisidir.
  • Martı ve karabatakların yoğunlukla yaşadığı bu kuş cenneti, manzara olarak da ayrı bir güzellik taşımaktadır.

 

karadeniz-giresun-rehber

  • Ordu’yu ziyaretinizden sonra fındık cenneti Giresun’u mutlaka görmelisiniz.
  • Doğal güzellik bakımından zengin olan Giresun’da Giresun Kalesi önemli bir yere sahiptir.
  • Kenti ikiye bölen bu yapı M.Ö. 2. yüzyılda yaptırılmıştır.
  • Bulunduğu konum ve yapısı ile önemli bir savunmaya sahip olduğunu belli eden bu kalenin manzarası da ayrı bir güzelliğe sahiptir.
  • Giresun Kalesi’nin beşeri yapısından sonra doğal bir kale olan Bedrama Kalesi’ni de görmeniz gerekmektedir.
  • Doğal yapısı dayansa da beşeri yapısından geriye pek fazla şey kalmamıştır. İsminin kaynağı ise Türklerin fethinde Rumların saklandığı yer olmasından dolayı ismi Bedrum olmuştur.
  • Bu isim sonradan Bedrama olmuştur.

karadeniz-trabzon-rehber

 

  • Giresun’dan sonra Doğu Karadeniz’in incisi olan Trabzon’a gitmezseniz Karadeniz’i gezmiş sayılmazsınız.
  • Hem doğal hem de beşeri eserleri öyle güzeldir ki izlemeye doyamazsınız. Ayasofya’sından Uzungöl’üne, Atatürk Köşkü’nden Sümela Manastırı’na kadar birçok eser taşımaktadır.
  • Ekmeği ve hamsisi ile de ayrı bir güzel olan Trabzon’a girdiğinizde ilk olarak Ayasofya’ya uğrayabilirsiniz.
  • İstanbul’daki Ayasofya kadar büyük olmasa da kendine has bir güzelliği vardır.
  • Haç şeklinde tasarlanan bu kilise, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında camiye çevrilmiştir.
  • Ayasofya’nın güneyinde bulunan duvarda Adem ile Havva’nın yaratılışından Kabil’in ilk cinayetine kadar olanlar 5 resimde gösterilmiştir.

 

 Bu güzel yapının ziyareti bittikten sonra 1900’lü yılların başında yapılan Trabzon Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

  • Banker tarafından yapıldıktan sonra devlete geçen ve 1924 yılında Atatürk’ün ziyaretinde kaldığı bir mekan olan bu konak günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
  • Böyle bir konaktan sonra Atatürk Köşkü’nü görmek en mantıklı seçim olacaktır.
  • Atatürk’ün Trabzon’a ilk gelişinde (1924) yazlık  olan bu köşk, Atatürk’ün ilgisini çekmiştir. Bunu gören Trabzon heyeti, köşkü, Atatürk’ün kalacağı şekilde düzenlemiş ve anahtarını 1930 yılında Atatürk’e verip köşkü Atatürk’e hediye etmişlerdir.
  • Atatürk 1937 yılında Trabzon’a tekrar geldiğinde ise bu köşkte iki gün kalmıştır.

 

Bu güzel köşkü de gezdikten sonra doğal ihtişamı ile ziyaretçilerini büyüleyen Uzungö’ü görmenizi öneririz.

  • Manzarası ve etrafındaki mekanlar ile çıkmak istemeyeceğiniz bu bölgede alabalık çiftliğinde karnınızı doyurabilir veya manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.
  • Yamaçlardan düşen kayalıklarla yatağı kapanan nehrin oluşturduğu bu gölün yanında bulunan cami, neredeyse tüm fotoğraflarda yerini almaktadır.
  • Gölün o güzel rengi ve yeşilin en güzel tonlarının bulunduğu bu bölgede düzenlenen etkinlikler ve şenliklerde doyasıya eğlenebilirsiniz. Eko-turizm merkezi olan Uzungöl’ü görmeden Trabzon’dan ayrılmanızı önermiyoruz.
  • Uzungöl’den sonra Trabzon’un bir diğer mimari harikası olan Sümela Manastırı sizleri bekliyor. Dik yamaçlara yapılan bu eşsiz yapının içini gezdiğinizde mimarisine hayran kalacaksınız.
  • İsminiz Karadağlar’ın rengi olan siyahtan aldığı düşünülmektedir.
  • Manastıra çıkış ciddi anlamda zorlamakta turistleri. Dar ve dik yolları ile ağaçların arasında kuş sesleri ile birlikte tırmandığınız o zorlu yoldan sonra karşılaşacağınız manzara size tüm yorgunluğunuzu unutturacak cinsten.
  • Fresklerde bulunan İsa ve Meryem Ana figürlerinin bazıları yıpransa da bazı kısımlardaki figürler halen kendilerini korumaktalar.

 

karadeniz-rize-rehber

Trabzon’un eşsiz güzelliklerini gezdikten ve Vakfıkebir ekmeğini tattıktan sonra rotanızı Rize’ye çevirmelisiniz.

  • Yaylaları ile ayrı bir güzellik taşıyan Rize’de içtiğiniz çayın tadını asla unutamayacaksınız.
  • Trabzon ile birlikte Karadeniz’in en hırçın dalgalarını kucaklayan Rize’de göreceğiniz ilk yer Fırtına Deresi olmalıdır.
  • Rafting için kullanılan bu dere uzun olmakla birlikte manzarası görülmeye değerdir.
  • Derenin her iki tarafında bulunan restoranlarda manzaranın keyfini çıkarabilir veya üzerine yapılan köprülerde harika fotoğraflar çekebilirsiniz.
  • Fırtına Deresi’nden sonra Atatürk’ün Karadeniz gezisinde kaldığı evlerden bir diğeri olan Rize Atatürk Evi Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
  • Bu evde 1924 yılında Mataracı Mehmet Efendi’ye misafir olan Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü münasebeti ile, evin müzeye çevrilmesine karar verilmiştir.
  • Atatürk’ün evini de gördükten sonra harika bir seyir noktası olan Rize Kalesi’ni görebilirsiniz.
  • Çok sayıda kaleye ev sahipliği yapan Rize’nin bu kalesi muhtemelen 13. yy’da inşa edildi.

 

 

Ve son durağınıza doğru yol almaya hazırlanın: Ayder Yaylası…

 

  • Asla unutamayacağınız bir güzelliğe sahip bu yayladan çıkmak istemeyeceksiniz.
  • Kaplıcası, şelalerleri, deresi ve yeşili ile sizi kendinizden alacak bu yaylada birçok hastalığınıza deva bulacakınız.
  • Aldığınız her bir nefes sizi gençleştirirken manzarasında kaybolma ihtimaliniz de yükselecektir.
  • Ermenice’de tarlalar anlamına gelen Ayder’in isminin ilginç kısmı ise Ayder’de hiç tarla olmayışıdır.
  • Hatta Ayder’i yayla olarak kullanan bir devlet yoktur.
  • Ayder’de bulunan tüm devletler Ayder’i dinlenme yeri olarak kullanmıştır.

 

Böyle harika doğal ve beşeri güzelliklere sahip şehirleri gezerken yanınıza mutlaka şemsiye ve uzun kollu kıyafetler alın.

Çünkü Karadeniz bölgesi genelde yağışlı olmakla birlikte Karadeniz’in hırçın suları ile rüzgarı sizi biraz yorabilir.

Ayrıca fazla temiz havasına bir süre alışamayabilirsiniz. Hafif bir baş dönmesi yaşayabilirsiniz, bunu unutmayın.

Görüşlerinizi Belirtiniz